Teknik Araçlarla İzleme (CMK m. 140)
Arama, elkoyma, tutuklama gibi klasik koruma tedbirleri özellikle organize şekilde işlenen suçların aydınlatılmasında yetersiz kalmaktadır. Bu gibi durumlarda suçların aydınlatılabilmesi için teknolojinin sunduğu imkânlardan da faydalanmak gerekmektedir. Ancak ses ve görüntü…
Arama, elkoyma, tutuklama gibi klasik koruma tedbirleri özellikle organize şekilde işlenen suçların aydınlatılmasında yetersiz kalmaktadır. Bu gibi durumlarda suçların aydınlatılabilmesi için teknolojinin sunduğu imkânlardan da faydalanmak gerekmektedir. Ancak ses ve görüntü kaydını da sağlayan bu imkânların sınırsızca kullanılması özel hayatın ve hatta hayatın sır alanının ihlali sonucu doğuracağından titizlikle kullanılması gerekmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarında ısrarla vurguladığı yasal dayanak ve itiraz mekanizmalarının bulunması gereği dikkate alındığında teknik araçla izleme koruma tedbirinin önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Zira bu koruma tedbirinin uygulanan kişinin durumdan haberi olmadığı için itiraz imkânı bulunmamaktadır. Buna karşılık, şüphelinin koruma tedbirinden haberinin olması halinde ise, kendisini koruyacak önlemleri alacak ve hatta adaleti yanlış yönlendirecek tedbirler alacak olması nedeniyle, karardan haberinin olmamasının gerektiği de şüphesizdir.
Yukarıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirilerek Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 140’ncı maddesinde düzenlenen teknik araçla izleme koruma tedbiri çalışma konusu olarak belirlenmiştir.
Teknik araçla izleme koruma tedbiri, belirli suçlarda uygulanabilen ve belirli bir süre devam eden, kişilerin hareket, ilişki veya başkalarıyla yaptıkları konuşmaların tespiti amacını güden ve çeşitli teknik cihazlar vasıtasıyla gerçekleştirilen işlemler olarak tanımlanabilecektir. Kişilerin işledikleri suçların delil, iz, emare ve eserlerinin tespiti maksadıyla yapılmış bireysel saptamalar teknik araçla izleme olarak kabul edilmemektedir.
Tanımdan da anlaşıldığı üzere, teknik araçlarla izleme tedbiri, delillere ulaşmak için kullanılan bir koruma tedbiridir.
Makalede bu kurumun ortaya çıkış nedenleri ve hukuki niteliği değerlendirildikten sonra CMK’da kurumun tatbiki için gerekli görülen şartlar da incelenmiştir. Bu değerlendirmeler sırasında AİHM kararlarından konuyla ilgili örnekler verildiği gibi, konuya ilişkin Türk hukuk doktrinindeki görüşlere ve Yargıtay kararlarına da yer verilmiştir.
Anayasanın 2’nci maddesinde de yazıldığı üzere Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olması ve hukuk devleti olmanın gereği olarak da kişilerin özel hayatına saygı duyması gerekmekte ise de, hukuk devleti olmanın bir diğer gereği olarak da, kişilerin can ve mal güvenliğini de sağlanmak zorunda olduğu şüphesizdir. Bu iki durum arasındaki denge karşılaştırıldığında ise, teknik araçlarla izlemenin kamunun menfaatine olduğu mutlak bir gerçektir.
Çalışmanın sonunda teknik araçla izleme koruma tedbirinin günümüzde mutlaka kanunda yer verilmesi gereken bir koruma tedbiri olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca CMK’da şüpheli ve hatta sanık dahi olsa konutunda izlemeye imkân verilmemesi ve bu istisnai kurumun sadece sınırlı sayıdaki suçlar için belirlenmiş olması da yerinde bir sınırlama olarak görülmüştür.
Son olarak da teknik araçlarla izleme koruma tedbirinin özel hayata saygı ve adil yargılanma konularıyla yakından bağlantılı olması nedeniyle yapılacak hatalı bir uygulamanın yalnızca iç hukukta idarenin sorumluluğu sonucunu doğurmakla kalmayacağı, uluslararası alanda da (AİHM’de) yargılamaya konu olabileceği belirtilmiştir.