Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye
Bu makale, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yapısını, denetim mekanizmasının geçirdiği evrimi ve bu sistemin Türk hukuk sistemine olan önemli etkilerini yayınlandığı tarih itibarıyla kapsamlı bir şekilde incelemektedir.
Bu makale, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yapısını, denetim mekanizmasının geçirdiği evrimi ve bu sistemin Türk hukuk sistemine olan önemli etkilerini yayınlandığı tarih itibarıyla kapsamlı bir şekilde incelemektedir.
Temel Konular
AİHS'nin Yapısı ve Reformu: Makale, AİHS'nin temel hak ve özgürlükleri koruma misyonunu ve bu amaçla kurulan denetim mekanizmasını tanıtır. En önemli gelişme olarak, 1998'de yürürlüğe giren11 No'lu Protokol ile yapılan reform vurgulanır. Bu protokolle, eski ve iki aşamalıKomisyon + Mahkeme yapısı lağvedilmiş, yerine başvuruların doğrudan yapıldığı, sürekli görev yapantek bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kurulmuştur. Bu değişiklik, yargılama sürecini hızlandırmış ve basitleştirmiştir.
Türk İç Hukukundaki Yeri: AİHS, Türkiye tarafından onaylanarak iç hukukun bir parçası haline gelmiştir.Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalar ile kanunlar arasında bir uyuşmazlık olması durumundaAİHS hükümlerinin esas alınacağı kuralı, Sözleşme'ye iç hukukta üstün bir konum sağlamaktadır.
Bireysel Başvuru ve Türkiye'nin Çekinceleri: Türkiye'nin 1987 yılında AİHM'e bireysel başvuru hakkını tanıması önemli bir adımdır. Ancak makale, Türkiye'nin bu hakkı tanırken beyanına eklediğisınırlamalara (çekincelere) dikkat çeker. Bu çekinceler arasında başvuruların tanıma tarihinden sonraki olayları kapsaması, Anayasa'daki haklarla sınırlı olması ve Kıbrıs gibi coğrafi istisnalar içermesi gibi konular yer almaktadır.
Sonuç ve Pratik Etkileri: Makale, tüm eksikliklere rağmen AİHS'nin Türkiye'deki insan hakları standartları için önemini vurgulayarak sona erer. Yazar, AİHS sisteminden ayrılmanın "hastayı iyileştirmek yerine ateşi gösteren termometreyi kırmaya benzeyeceği" tespitiyle sistemin vazgeçilmezliğine işaret eder. Pratikte iseYargıtay ve Anayasa Mahkemesi gibi Türk yüksek mahkemelerinin, AİHS ilkelerini (örneğin, sanığın ücretsiz tercümandan yararlanma hakkı, masumiyet karinesi vb.) doğrudan kararlarına yansıtmaya başladığı belirtilerek, Sözleşme'nin Türk hukuk pratiği üzerindeki somut ve olumlu etkileri ortaya konulur.