Sosyal Medya Yayınlarında İçeriğin Çıkarılmaması ve/veya Erişimin Engellenmemesi Suçu

Bu bildiri, 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un 8. maddesinin 10. fıkrasında düzenlenen ve uygulamada pek bilinmeyen bir suçu incelemektedir. Yazar, bu suçu "içeriğin…

Yavuz Erdoğan3 dk okumaÇukurova Üniversitesi — Sosyal Medyaya İlişkin Kamu Hukuku Sorunları ve Çözüm Önerileri Konferansı

Elbette, talep ettiğiniz belgenin özetini aşağıda bulabilirsiniz.

SOSYAL MEDYA YAYINLARINDA İÇERİĞİN ÇIKARILMAMASI VE/VEYA ERİŞİMİN ENGELLENMEMESİ SUÇU

Doç. Dr. Yavuz ERDOĞAN Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyesi

Özet

Bu bildiri, 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un 8. maddesinin 10. fıkrasında düzenlenen ve uygulamada pek bilinmeyen bir suçu incelemektedir. Yazar, bu suçu "içeriğin çıkarılmaması ve/veya erişimin engellenmemesi suçu" olarak adlandırmakta ve hakkında yeterli akademik çalışma veya yargı kararı bulunmadığı için incelemesini kişisel görüşlerine dayandırmaktadır.

Suçun Kapsamı ve Hukuki Çerçevesi

Çalışmada ilk olarak 5651 sayılı Kanun'da tanımlanan "sosyal ağ sağlayıcı", "erişim", "içerik", "erişimin engellenmesi", "içeriğin çıkarılması", "içerik/yer/erişim sağlayıcı" ve "koruma tedbiri" gibi temel kavramlar açıklanmaktadır.

Suç, 5651 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında bir koruma tedbiri olarak verilen "içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi" kararının gereğini yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcılarının sorumlularının cezalandırılmasını öngörür. Yazar, suçun yalnızca 8. madde kapsamındaki kararlara ilişkin olduğunu, kanun koyucunun daha geniş bir kapsam amaçlasaydı bu suçu bağımsız bir madde olarak düzenleyeceğini savunmaktadır. 8. madde kapsamındaki suçlar; intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş gibi TCK'da yer alan katalog suçlar ile Atatürk aleyhine işlenen suçları içermektedir.

Suçun Unsurları ve Yapısı

Bildiride suçun unsurları klasik ceza hukuku metodolojisiyle incelenmiştir:

Maddi Unsurlar:

Fiil: Hukuken yapılması gereken bir eylemin yapılmaması şeklinde işlenen bir "ihmali suçtur". Fiil, içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararının, bildirimden itibaren derhal ve en geç dört saat içinde yerine getirilmemesiyle tamamlanır.

Fail: Bu suç, herkes tarafından işlenemeyen bir "özgü suç" olup, faili yalnızca içeriği yayından kaldırmakla ve/veya erişimi engellemekle yükümlü olan içerik, yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları olabilir.

Mağdur: Erişimi engellenmeyen veya içeriği çıkarılmayan yayından hakları etkilenen kişidir.

Suçun Konusu: 5651 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca verilmiş olan koruma tedbiri niteliğindeki "içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi" kararıdır.

Manevi Unsur: Suçun işlenmesi için genel kast yeterlidir ; taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Suçun Özel Görünüş Şekilleri: Bir ihmal suçu olduğu için teşebbüse elverişli değildir. Suç, "fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde" uygulanacağı için, eğer eylem daha ağır cezayı gerektiren bir suç (örneğin görevi kötüye kullanma) oluşturuyorsa, yalnızca o suçtan ceza verilir.

Yaptırım ve Soruşturma Usulü

Bu suçun yaptırımı beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Yazar, suçun eski halinin hapis cezası olduğunu belirterek, mevcut yaptırımın caydırıcılıktan uzak olduğunu eleştirmektedir. Suçun takibi şikâyete bağlı olmayıp, re'sen soruşturulur ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Sonuç ve Öneriler

Yazar, suçun 5651 sayılı Kanun'un bir fıkrası içinde gizli kalmasının, hukukçular tarafından bile bilinmemesine yol açtığını belirterek, suçun önemini vurgulamak amacıyla bağımsız bir madde olarak düzenlenmesi gerektiğini önermektedir. Ayrıca, suçun kapsamının sadece 8. madde ile sınırlı kalmayıp, Kanun'daki tüm içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini savunmaktadır. Yazar, bir yayının suç teşkil etmediğine dair verilen beraat veya KYOK kararlarından sonra içeriğe erişimin açılmamasının da suç olarak düzenlenmesi gerektiğini ifade etmektedir

İlgili Makaleler