Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda Haksız Rekabet Suçları
Haksız rekabet kavramı Eski Türk Ticaret Kanunu’nun (ETTK) 56’ncı maddesinde “Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.” şeklinde açıkça tanımlanırken, Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) tanım…
Haksız rekabet kavramı Eski Türk Ticaret Kanunu’nun (ETTK) 56’ncı maddesinde “Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.” şeklinde açıkça tanımlanırken, Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) tanım yapmak yerine haksız rekabetin önlenmesine ilişkin amaç ve ilkelerin vurgulanmasıyla yetinilmiştir.
Gerek ekonomik sonuçları gerekse hukuki sonuçları nedeniyle son derece önemli bir kurum olan haksız rekabet kurumunun TTK’da yeniden yapılandırılmasına karşın tanımlanmaması, dolayısıyla suçun oluşumunun da belirsiz kalması ihtimalinin olması nedeniyle bildiri konusu olarak haksız rekabet suçu seçilmiştir. Haksız rekabet suçu TTK’nın 62’nci maddesinde düzenlenmiştir.
TTK’nın 54’ncü maddesi hükmüne göre; haksız rekabete ilişkin hükümlerin düzenlenme amacı bütün katılanların menfaati, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Diğer bir deyişle, iktisadi rekabet hakkının kötüye kullanılmasının engellenmesidir. Zira rekabet hakkı, her hak gibi MK’nın 2’nci maddesinden doğan dürüstlük kuralının denetimi altındadır. Bu durumda yasal düzenlemeyle söz konusu hakkın kötüye kullanılması halinde hukuk düzeni tarafından korunmayacağı vurgulanmış olunmaktadır.
Biz çalışmamızda haksız rekabet suçunu incelerken Türk ceza hukuku doktrininde genel olarak benimsenen sistemi kullanarak önce suçla korunan hukuki değeri açıkladık. Ardından da suçun maddi ve manevi unsurlarını inceledikten sonra suçun özel görünüş hallerini ve yaptırımıyla, soruşturma usulünü değerlendirdik. Tüm bu değerlendirmeler sırasında doktrindeki görüşleri ve ilgili yargı kararlarını da tartıştık.
Değerlendirmelerimiz sonucunda TTK’nın 62’nci maddesinde yasaklanan davranış şeklinin rekabet etmek değil, rekabetin kötüye kullanılması olduğunu ve burada düzenlenen eylemlerin sadece rakip firmaya yönelik değil, tüketiciye de yönelik olabileceğini belirttik.
TTK’nın 55 ve 62’nci maddesine baktığımızda haksız rekabetin ceza hukuku bakımından sonuçları düzenlenirken, aslında özel hukuk açısından örnek vermek amacıyla sayılmış bulunan haksız rekabet fiillerinin cezai sorumluluğa sebep olabileceğinin benimsediğini görmekteyiz. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği örnek kabilinden eylemlerin sayılmasının hukuken doğru bulmadığımızı da belirttik. Ceza hukukunda esas olan suçun tanımına yer verilerek o kapsama girebilecek her türlü eylemin suç kapsamına alınması olmalıdır. TTK’nın 62’nci maddesinin gerekçesinde açıkça maddede sayılmayan ancak haksız fiil teşkil eden diğer hallerde ceza verilmeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda kişi ya da kurumlara çok ciddi zararlar verebilecek pek çok eylem yaptırımsız kalabilecektir. Diğer bir deyişle, kanaatimizce (nasıl ki kasten öldürme ve diğer suçlarda kullanılabilecek araçlar tek tek sayılmamışsa) TTK’nın 62’nci maddesi kaleme alınırken 55’nci maddeye atıf yapılmaksızın haksız rekabet fiili ceza hukuku bakımından tüm unsurlarıyla tam olarak tanımlanarak cezasının belirlenmesiyle yetinilmeli ve somut olaylarda sorunun çözümü hâkime bırakılmalıydı.
Çalışmamızın sonunda TTK’nında yer alan suçlarda hapis cezalarının kaldırılmasına dönük çalışmaları desteklemediğimizi de belirttik. Zira özellikle haksız rekabete ilişkin hükümler gerek şirketler bakımından, gerek tüketiciler bakımından ve gerekse toplumun ekonomik düzeni bakımından son derece ciddi ve telafisi imkansız ekonomik sonuçlar doğurabilecektir.